Dergi Abonelik Formu
GÖNÜL İLER

Mutfağa olan daimi merakı, pratikliği ve güncel tarifleriyle hedef kitlesi tarafından oldukça sevilen bir blogger.

Bize biraz mutfak serüveninizden ve bu sürecin nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?

Bundan 33 yıl önce yani 6 yaşımdayken annemin çalışıyor olmasından dolayı küçük yaşlarda mutfağa girmeye baş­ladım. Boyum yetiniyordu ama ben azimle ve hırsla aya­ğımın altına tabure koyup, aklıma koyduğumu yapardım. Mutfak macerama ilk önce yumurta kırmakla başladım. Yumurta kabuklannı tavadaki yağın içine düşüre düşüre yumurta yapıp sonra da düşen kabukları ayırarak bir gü­zel yerdim. Ne de olsa benim el lezzetimdi ve yememek olmazdı.

Yaptığım ilk yemek ise kıymah patates yemeğiydi. Kıy­mayı, soğanı kavurup, salçasım koyup, patatesirıi doğ­rayıp su ekleme kısn-una kadar her şey tamamdı. Fakat yemeğe eklediğim karabiber ise işin facia kısrrnydı diyebi­lirim. Annem işten geldiğinde "ben bugün yemek yaptım" edasıyla süzülürken tencerede karabiberden dolayı kara­ran patatesleri gördüğü o am hala bugün gibi hatırlıyorum. Pilav denemelerimde ise az su koyduğum için kıtır kıtır çok su koyduğum için lapa olmuştu. Bir türlü ayanrn tut­turamıyordum. Hele ki yaptığım mercimek çorbası pişince nerden bilebilirdim ki mercimeğin o kadar büyüyüp, ten­ceredeki suyu çekip pilav gibi olacağım. Hiç pişmiş aşa su katılır mı? Ben katıyordum. Lezzet yoksulu yemeklerim oluyordu.

Ama yine de içimde o bitmek tükenmek bilmeyen mut­fak aşkım hissettikçe kendimi geliştirmeliyim diye düşü­nüyordum. O dönemlerde internet olmadığı için yemek dergilerinden, isim yapmış yazarların yemek kitaplarından ve gazetelerdeki yemek tarifi köşelerinden yararlanmaya başladım. İlk önce görselliğiyle beni cezbeden her tarifi denemeye başladım. Deneme yanılmalarla ve kendi yaratı­cılığımla yemekler icat etmeye başladım. Ondan sonra bu işi kavradığımı düşündüm ve kendimi mutfak aşığı olarak ilan ettim.

Blog fikri ne zaman ortaya çıktı ve bu süreçte sizi mo­tive eden başhca olmazsa olmazlarımz nelerdir?

Teknoloji gelişmiş, internette aradığın-11z her şeyi tek bir kelimeyle bulur olmuştuk. Benim gibi geçmişi bayağı ön­cesine dayanan 10-15 yıllık blog yazarlanyla yemek fo­rum sayfalarında tanıştım. Forum sayfalannda yaptığımız yemek tariflerini paylaşmaya başladık. O dönemlerde hiç kimsenin blog sayfası yoktu. Daha sonra herkes kendine blog açmaya başladı. İlk blog sayfam "gonlumce.blog­cu.com"du. S onra` evyahyemekyandiocakbatti.blogspot. com'oldu. En son şekli olarak ise `eyvahyemekyandiocak­batti.com' oldu.

Olmazsa olmazım mutfakta kullanacağım her türlü alet ve malzemelerin tam olmasıdır. Mesela düdüklü tencere, rondo, blender, rende vs.

Blog ismi fikir duayeni olarak eyvah yemek yandı, ocak battı ismi nereden geliyor? Bir hikayesi var mı?

Evet, yemek de yaktım, ocak da batırdım. Eskiden hani küçük tüpler vardı daha çok kullanılırdı. Ben bir gün okul­dan geldim ocağın tüpü bitmiş. Annem Küçük tüpte dü­düklü tencerede nohut var altını kapatmayı unutma' dedi. Bende bilmiyorum tabi küçük tüpü kapattım.

Sonra da düdüklü tencereyi açmak için tezgahın üstüne koydum. Eskiden düdüklü tencereler çevirme kapaktı. Nerden bilebilirdim ki içinde hava olacağını. Onu küt diye açtım, güm diye birden bire patladı. Benim çığlığıma ve o patlama sesine koşarak gelen annemin gördüğü manzara; düdüklü tencerenin kapağı tavana fırlamış davlumbazın kenarı kınlmış, etler tavana yapışmış. Tavandan, saçım­dan, yüzümden salçalar, etler, yağlar, nohutlar saçak saçak akıyor. Mesela birkaç kere yumurtayı yaktım. Bilirsiniz ki yumurta yanınca günlerce kokar ve kokusu da olduk­ça zor çıkar. Birkaç kez de ocakta tavaya yağ koydum ve unuttum. Tava alev aldı. Benim o anki telaşım ve olum­suz mutfak hikayelerimin sonucunda biraz da hareketli ve mizahi bir dili olsun diye 'eyvah yemek yandı ocak battı' ismi ortaya çıktı.

Sizce kendine blog açmak isteyip mutfağını çeşitli tariflerle kitlelere ulaştırmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

O kadar çoğaldı ki blog açanlar resmen evde yumurta kı­ranlar blog yazarı oldu diyebiliriz. Bu durumun nedenini çok fazla etkinliğe gidiyor ve birçok programdan tanıtım-lar için teklif alıyor olmamıza bağlıyorum. Hatta çok ünlü şeflerle aynı mutfağa giriyor olmamız da sektöre giriş ya­panlar için oldukça cazip geliyor. Fakat özveri gerektiren bu işi yıllardır büyük bir tutkuyla icra eden ve gerçekten de bu işe gönül vermiş blog yazarları tarafından yapılması gerektiğini düşünüyorum. Blog yazarlarının çıkar için de­ğil bir miras gibi kalacak şekilde tariflerini paylaşmaları gerekiyor. Bir blog yazarı hem mideye hem de göze hitap edecek değişik tarifler paylaşmalı.15 yıldır blog yazarıyım maddi hiçbir şey için yemek tarifi yazmıyorum. Tamamen keyfi ve insanlara yararlı olabilmek için yapıyorum.

Tabii ki de arada kıramayacağım kişilerin siparişleri oluyor. Onları da uygunluğum doğrultusunda yapıp teslim ediyorum. Gönül İler' den gelecek kuşaklara bir miras 'Eyvah Yemek Yandı Ocak Battı'.

MUTFAĞINIZDAN BEREKETİNİZ, YÜREĞİNİZDEN MUTFAK AŞKINIZ, ELİNİZDEN LEZZETİNİZ EKSİLMESİN....

 

UNLU BOREK

(6 kişilik)

Malzemeler

4 adet yufka

3 yemek kaşığı un

100 g tereyağı

S ıvıyağ

İçi için;

300 g kıyma

1 orta boy patates

1 orta boy soğan

1/2 yemek kaşığı sıvı yağ

Pul biber, tuz ve çekilmiş tane karabiber

Yapılışı

Bir su bardağının içine 3 yemek kaşığı un koyun. Tereyağını eritip, su bardağının üzerine ekleyin. Su bardağının geriye kalan kısmını sıvıyağ ile tamamlayın.

İçi için; kıymayı bir tencerede kendi yağında kavurun.
Içine çok az sıvı yağ koyup, küçük parçalar halinde
doğradığınız soğanları ilave edin. Soğanı kavrup, patatesi

rendeyin ve baharatları ekleyin.

Bir adet yufkayı tezgaha yayın ve unlu karışımdan sürün. İkinci yufkayı da üzerine kapatın. Onun da üzerine unlu karışımdan sürün. Yufkaları sigara böreği keser gibi kes­in ve iç malzemesini koyup sarın. Fırın tepsisine dizip parçaların üzerine fırça yardımı ile unlu karışımdan sürün.

Önceden ısıtılmış 180 derecede fınnda 20-25 dakika pişirin.

 

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?


Diğer Haberler