Dergi Abonelik Formu
HİLAL TAYFUN

Küçük yaşlarda mutfağa ilgi duydum diyebileceğim bir hikayem yok aslında. Benim hikayem anne olmakla başladı hayatımda. Tam olarak çocuğumun beslenmesini programlamakla başladı. Tek yaptığım, gözlerimi kapamak ve anneannemle annemi mutfakta hayal etmekti. Yıllar sonra fark ettim onları yemek yaparken ne çok izlediğimi. Geleneksel mutfağı güçlü olan, yemeğe ve yapmaya düşkün olan bir ailede büyütüldüm. Kalabalık sofraların kurulduğu, bayram hazırlıklarının günler öncesinde başladığı bir mutfakta.

Öyle basit yemeklerden başlayayım önce gibi bir durum hiç yaşamadım. Aksine zor olanı yapmayı deneyip başardığımı görmek bana enerji verdi. Her zoru başardığımda ellerim 

daha da güçlendi mutfağımda. Yaptıklarımı sunabileceğim sofralar kurdum masamda. Özen göstermek istedim sevdiklerime , dostlarıma.

22 yaşlarımda benim için en zor olanı su böreği yapmaktı aslında. Bir gün teyzemle mutfakta sohbet ederken konu su böreği yapmaya geldiğinde, kendisinin hikayesini anlattı bana;

Teyzesinin oklavayı ellerine vurarak, nasıl börek açılmasını öğrettiğini. Ben tabi bu hikayeyi dinleyince çok etkilenmiştim. “Hadi anımız olsun teyzeciğim, sen de bana öğret.” dedim. Ve o gün 3 saat sürdü  su böreğini açarak yapabilmem… ama yaptım! İyi ki yapmışım, iyi ki canım teyzem öğretmiş bana. O gün bugündür benim mutfağımda hazır yufka ile yapılan börek hiç olmamıştır. Mutfak konusunda tecrübesiz biri olarak, su börekleri  o yaşlarda açılınca  tabi bende enerji tavan yaptı. Araştırmalar, denemeler, konuklar ve iddialı sofralar kurulmaya başlandı. Ta ki günün birinde eşimin bana aldığı doğum günü hediyesine kadar. Bu hediye profesyonel bir fotoğraf makinesiydi. O kadar heyecanlanmıştım ki o gün dün gibi hala aklımda. Sonrasında da hiç bitmeyecek heyecanlar yasadım, yaşıyorum hala. Gördüğüm, etkilendiğim her şeyin, her yerin fotoğrafını çekmekle başladım, bir süre sonra da mutfağımın baş köşesinde yerini aldı makinam. Farkında olmadan yaptığım yemeklerin fotoğraflarını çekerken buldum kendimi. Zaten mutfakta olmayı, yemek yapmayı seviyorken, onları tamamlayacak yeni bir hobi edindim kendime ve bu hobi bir tutkuya dönüştü. Tutku o kadar büyüdü ki sevdiklerime yemek yapmanın ötesinde, fotoğraf çekmek ve yaptıklarımı görüntülemek heyecanımı artırmaya başladı. Derken günün birinde kızım bana küçük bir eleştirisi ile beraber (sosyal medyadan uzak olduğumu ve çektiğim fotoğrafları Facebook ortamında paylaşmamı önerdi.).  İsim bulundu ve hemen sosyal medyaya merhaba! Paylaşmak istediklerim aslında sadece fotoğraflardı. Söz konusu olan fotoğraflar yemek fotoğrafları olunca haliyle tarifler istenmeye başlandı ve çektiğim fotoğraflardan ötürü tariflerimi paylaşabileceğim bloğu açmış bir şekilde buldum kendimi. Bazen neleri yapacağımıza, küçük dokunuşlarla hayat karar veriyor. Planlamadığım halde amatör bir blog yazarı oldum. Sizlerle buluşturdu beni. Her gün dünyanın her yerinden misafirlerim ziyaret ediyor sayfamı ve bunu bilmek çok hoş. Ziyaretçilerimden beklediğim samimiyet ve emeğe saygı. Beğenilmeyebilir veya çok beğenilebilir hiçbir maddiyat beklentisi olmadan tariflerini paylaşmaya çalışan amatör bir ruh var ortada. Belki küçük bir not, belki eleştiri, kimi zaman da bir teşekkür olabilir. İnsanlar giriyorlar, bakıyorlar, yapıyorlar ama tepki olmuyor kimi zaman. Ben bir paylaşımcı olarak o tepkileri yaşamak ve hissetmek istiyorum. Belki henüz  çok yeni olmamdan kaynaklanıyordur. Umarım istediğimi bir gün başarırım. Paylaşmaktan keyif edinen  ve bundan mutluluk duyan, bir tat durağıyım artık sizin için.

Güzel şeyler yaşamak ve paylaşmak adına sevgi hep yanı başınızda olsun.

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?


Diğer Haberler