Dergi Abonelik Formu
PELİN ÇAKAR

Gerek yaratıcı şefliğiyle, gerekse tam teşekküllü yöneticiliğiyle sektörde oldukça dikkat çeken, Türkiye'nin başarılı kadın şeflerinden biri. Sempatik ve samimi tavırlarıyla Lucca'nın atmosferiyle özleşen Pelin Çakar'ı bir de kendinden dinleyelim.

Mutfağa duyduğunuz ilginin geçmişe dayalı bir hikayesi var mıdır?

Çocukluğumdan bu yana kendimi mutfaktan çıkmayan ve sürekli olarak bir şeyler üreten biri olarak anımsıyorum. dönemlerde mutfağa dair üretmiş olduğum her şey daha amatör ve deneyseldi. Üniversiteden mezun olduktan son­ra U.C Berkeley' de pazarlama eğitimi alırken yemeğe ve mutfağa olan tutkum giderek arttı. Amatör olarak kurdu­ğum bir web sitesiyle yemeğe olan tutkumu bir nebze de olsa gideriyordum. Yaklaşık bir yıllık bir sürede içerisinde kurmuş olduğum web sitesi aracılığıyla Türk yemekleri yaptım. Gelişen koşullarla birlikte City College of San Francisco yemek programına katıldım. O dönemde özel­likle ilgim olan İspanyol tapas üzerine bir çok araştırma ve deneme yaptıktan sonra Türkiye'ye döndüm. Kısa bir süre sonra Lucca'nın sahibi Cem Mihrap ile tanıştım. Cem Bey'in de isteği doğrultusunda Lucca' da İspanyol tapas geceleri düzenlemeye başladım ve tüm bu gelişmelerin akabinde Mutfak Sanatları Akademisi'nde yiyecek-içe­cek İşletmeciliği programını bitirdim. Lucca' nın işletme yönetimi ve konsept geliştirme planlanyla ilgilenirken Tayland' da aşçılık okuluna gittim ve ardından Sevilla' da Willy Moya'dan tapas eğitimi aldım. Bu süreç içerisinde araştırma dürtüm asla bitmedi. Halen de gastronomik an­lamda araştırmalara devam etmekteyim.

Lucca Hayatınızın neresinde?

Lucca benim için adeta bir yaşam tarzı diyebilirim. Lucca'da çalışmaya başladığım o ilk dönemlerde dahi saat gözetmeksizin bu dokuyla giderek bütünleştiğimi fark et­tim. Tatil günlerimde dahi Lucca'ya koşulsuzca gelen bir insana dönüştüm. Gerek müşterilerle gerekse kendi ekibi­mizle aramızda oldukça kuvvetli bir iletişim söz konusu. Örneğin; ekibimizden veya müşterilerimizden bir kişinin dahi yokluğu kolaylıkla hissedilir. Bu yokluk hissi de ol­dukça samimidir.

Mutfağa girdiğinizde yapmaktan en çok zevk aldığınız yemek nedir?

Zevk alarak yaptığım yemekler arasında önceliğim daima çorbadan yanadır. Çorba benim için en güzel başlangıçtır. Mesela o hafta sabah mutfağa giriyorsam muhakkak çor­baları benim listeme yazarlar. Çünkü çorbayla güne başla­mak benim için oldukça keyif vericidir.

Yemekte takıntın olduğunuz bir şey var mı? Olmazsa olmaz dediğiniz şeyler?

Aromalandırmadan yemeğin tam olduğuna inanmıyorum. Kesinlikle yemeğin dokusuna uygun aromanın verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin; tavuk suyu çorbasında limon veya narenciye aroması yoksa o çorba tam anlamıy­la bir çorba olmayacaktır.

Türk mutfağı sizde ne gibi duygular uyandırıyor?

Türk mutfağı çok zengin ve çok özel. Türk mutfağının his­settirdiği duyguyu, anne mutfağı kadar samimi ve lezzetli buluyorum. Türk mutfağı tıpkı annemin pişirdiği köfte ve yaprak sarması kadar vazgeçilmez lezzetleri içinde barın­dınyor.

Hayatta size her defasında iyi ki dedirten şey nedir?

İyi ki sevdiğim işi yapıyorum. Kendimi oldukça şanslı hissediyorum. Maalesef ki herkes sevdiği işi yapabilme şansına erişemiyor. Birçok insan, kendini ve ilgi alanla­rını henüz keşfetmemişken bilinçli veya bilinçsizce yapı­lan yönlendirmelerle hayatıyla ilgili bir takım tercihlerde bulunuyor. Genellikle bilinçsizce yapılan yönlendirmeler sonucunda kişi, hayatım sürdürebilmek için geçmişte yap­tığı tercihlerin sonucuyla karşı karşıya bırakılıyor. Ben bu konuda kendimi oldukça şanslı hissediyorum. Çünkü kendimi ve ilgi duyduğum alanları keşfederek eğitim ve çalışma hayatıma yön verdim. Tercihlerimin sunmuş oldu­ğu imkanlar dolayısıyla kendimi oldukça şanslı hissediyo­rum. Ve hep iyi ki diyorum.

Peki ilerleyen zamanlarda rotanızda neler var?

Zorlu Center'da açılacak olan Cantinery çok yakın bir ge­lecek planı benim için. Çok yakın bir zamanda açılmasırn planladığımız. Gastro-bistrolardan örnek alınarak alışıla­gelmişin dışında bir konsepte sahip olan Cantinery, şehir yaşantısının şık ve konforlu bir anlatımı olacak. Cem Mi­rap'ın tamımlamasıyla "Kafada New York'lu, Ruhta İstan­bul’lu" dinamik Cantinery mutfağı Taş Fırın, Rottiserie, Raw/Crudo Bar ve ızgara gibi lezzetleri müdavimleriyle buluşturacak. Cantinery, günün her saati kapalı ve açık alanda hizmet verecek. Samimi ve şık tasarımıyla günlük ve lokal ürün kullanımını göz önünde bulunduran bir ya­pılanma olacak bizim için. Lucca' da olduğu gibi yerli ve yabancı şeflerle Cantinery 'de de kusursuz bir iş çıkarmak daima önceliğimiz olacak.

Bu mesleği seçecek olan yeni nesile önerileriniz neler?

Bu mesleği seçecek olan kişilerin, bu işi gerçekten sevme­si gerekiyor. Severek yapılan her iş kişiyi ve kişinin ortaya koyduğu her şeyi tepeden tırnağa farklı bir forma sokarak geliştiriyor. Bu mesleği icra edecek olan kişilerin sanatsal bir yönünün de olması gerekli diye düşünüyorum. Çünkü ortaya konulan her sunumun yoruma değer lezzet ve gör­sellikte olması sizi daima diğerlerinden farklı kılacaktır. Bu meslek alışılagelmiş standart bir çalışma saatine sahip olmadığı için de gerçekten sevilerek yapılması gerekilen bir iş. Düşünün ki; herkesin ailesiyle vakit geçirdiği hafta sonlan ve bayram gibi özel günlerde dahi sizin çalışıyor olmanız bu meslekte olası bir durumdur.

Bu iş kendi içerisinde sevgi, yetenek ve disiplinle harman­lanmaktadır. Bu bileşenleri göz önünde bulundurmaları bu mesleğin ön koşuludur.

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?


Diğer Haberler